« Önceki |

18/7/2009

rabbena tevekkelna

 
 
 
 
Yaşamıma balyoz inmiş korkuluklardan
 
nefes aldıran lale bahçeleri sende mi ?
 
Gün batımında alınını secdede unutmuş bir abidin gölgesi
 
köhne meskenleri mi aydınlatıyor ne ?
 
fazla gelmiş olmalısın bu kente ki
 
gökyüzünün karnı sancıyor
 
saçları ağarıyor ayın
 
gecenin karşısına çıkamıyor
 
aynalar aya ayna olmaktan muzdarip
 
çıngar çıkarıyor yıldızlar dedeleri semavatın soytarısı olmuş diye
 
 
 
Nereye dönsem yüzümü yüzün hayli çevreleyici
 
ne yazsam satırlar sana ayan gayrına sır
 
perdem den ses yükselmiyor çok cılızım belki
 
ve biliyorum ki rabbena amenna ise susam kapıları açılır
 
40 haramilere haram tenimden değil kellem telim dahi sakınır...
               
                              
 'e' ye ...
 
                       ( Nesibe  Akgül/melankolikmetinler'den düttürüleyla ya hediye)

16/7/2009

rabbena amenna





Gidemem… İsteğimle gelmedim ben buraya,

Getiren götürecek, o güzel vatanıma…

Kendiliğimden şiir söylediğimi sanma;

Tek kapı bile çalmam uyanık olduğumda!

Eş Şems! Eğer yüzünü gösterirsen sen bana,

Bu murdar teni kırar, atarım bir tarafa…


mevlana 

tene murdar diyebilmek...şems mi ya da mevlana gibi mi olmak...düşündükçe içinden çıkılamayacak hâl olan hâlleri bir rüzgarla halt edebilmek..ama edememek... baygınlık gelen ellerine kolonya ağlayan bir tek bulut bulamamak...siyah adamların kirli bıyıklarında yolunun dönemecinindeki sırrı saklayan zenci kelimelere söz geçirememek..sözün geçtiği bir tek kapı bulamamak...

geçmiyor söz ne kapıdan ne boğazdan ne yürekten...günler geçmiyor...
kaynağını göremediğim yağmurlar yağıyor üstüme üstüme...ve ama ferahlatmıyor...ve çocuklar annelerini tanımıyor..anneler bu çocuğu ben mi doğurdum diye bakınıyor..

bir kere...tek bir kere...

....

n'ye..

sen hayatımda tanıdığım en gerçeklerdensin...öyle olmaya devam et....
rüzgarların kapında esmesine az kaldı...

3/7/2009

dağ deviremeyen




iğde kokan günlerin ömrü kadardı neşe
bazen beyaz giyerdim,bir yerlerden eserdi
ben bir yerler dediysem siz karanfil anlayın
anlayın ki yenimden hiç çıkmasın kırığı

hem zaten kim dikerdi kalbine bu sırığı
çarpıp durdu pervaza kıt aklım eğildikçe
eğildikçe alnımda kuş sesinden bir çizik
yola revan boynumu derinleşip susturdu

yumuşak yamaçları tutan çitler yoruldu
kızlar bile yoruldu çiçekten fal çekmekten
yeşertinin göğüste unuttuğu tomurcuk
hevesi belletmeden solup kaldı dudakta


yivliyim, belki yine zorlar nişangahları
ondörtlünün kundağına sığmayan taze gülüş
belki yine o sıcak öğlenden sonraları
gövdeme dadanan kuş tüylerini hatırlar.

ali ayçil



...

19/6/2009

henry sen neden buradasın




insanı insanın kurdu değil;ÜMİDİ olarak görenlerdenim...

insan insanı ümit diye beller;ama insan ümidini insana bağlamaz.

ALLAH
'tan ümit ederiz...

ALLAH
'tan ümit etmemiz ümidimize haznelik eden şeyin insan olmasına engel değildir...

ismet özel