« Önceki |

Gidemem… İsteğimle gelmedim ben buraya,
Getiren götürecek, o güzel vatanıma…
Kendiliğimden şiir söylediğimi sanma;
Tek kapı bile çalmam uyanık olduğumda!
Eş Şems! Eğer yüzünü gösterirsen sen bana,
Bu murdar teni kırar, atarım bir tarafa…
mevlana
tene murdar diyebilmek...şems mi ya da mevlana gibi mi olmak...düşündükçe içinden çıkılamayacak hâl olan hâlleri bir rüzgarla halt edebilmek..ama edememek... baygınlık gelen ellerine kolonya ağlayan bir tek bulut bulamamak...siyah adamların kirli bıyıklarında yolunun dönemecinindeki sırrı saklayan zenci kelimelere söz geçirememek..sözün geçtiği bir tek kapı bulamamak...
geçmiyor söz ne kapıdan ne boğazdan ne yürekten...günler geçmiyor...
kaynağını göremediğim yağmurlar yağıyor üstüme üstüme...ve ama ferahlatmıyor...ve çocuklar annelerini tanımıyor..anneler bu çocuğu ben mi doğurdum diye bakınıyor..
bir kere...tek bir kere...
....
n'ye..
sen hayatımda tanıdığım en gerçeklerdensin...öyle olmaya devam et....
rüzgarların kapında esmesine az kaldı...

iğde kokan günlerin ömrü kadardı neşe
bazen beyaz giyerdim,bir yerlerden eserdi
ben bir yerler dediysem siz karanfil anlayın
anlayın ki yenimden hiç çıkmasın kırığı
hem zaten kim dikerdi kalbine bu sırığı
çarpıp durdu pervaza kıt aklım eğildikçe
eğildikçe alnımda kuş sesinden bir çizik
yola revan boynumu derinleşip susturdu
yumuşak yamaçları tutan çitler yoruldu
kızlar bile yoruldu çiçekten fal çekmekten
yeşertinin göğüste unuttuğu tomurcuk
hevesi belletmeden solup kaldı dudakta
yivliyim, belki yine zorlar nişangahları
ondörtlünün kundağına sığmayan taze gülüş
belki yine o sıcak öğlenden sonraları
gövdeme dadanan kuş tüylerini hatırlar.
ali ayçil
...