
ömrümüz çok kısa biliyorsun
aramızdan ne kadar çok menekşe geçerse o kadar iyi
ellerini çektin ve karanlığımız başladı
biraz ışık için
geçmiş yanılgıları ve telefonları yaksam
bir karınca bir akşama girerken
hiç bir ülkede gölgesi olmayan ağacın
topraktan önce göğsüme dolan sırrını
herkes kendi üzerine yıkılacak duvarını ararken
ateşten bir emanet için sana bıraksam
ömrümüz çok kısa biliyorsun
belki de geldi sıram.
mevlana idris zengin
iyi geceler bayım
syf 62
-bu dizelerin ardından bi kaç bilmişlik taslamazsam olmaz...
bugün itibariyle bayram bitti...o koskoca bir ay , ramazan ayı bitti yani...her şey gibi...herşey bitmeye ve gitmeye mahkum değil mi...öyle...
daha nelerin bitişine ve gidişine şahit olacağız kim bilir...yani diyorum ki...aslında,boşver...ömrümüz kısa...kısa..kısa..kısa..kıs...kı...
kkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk-
sanki masumiyete dönen yolun çoktan imha edildiğini bilmiyorum..yine harfler harfleri takib ediyor.benim şu anda yaptığım olsa olsa kağıt üzerinde mürekkep lekesi kılığına girip ,ne idüğü belirsiz bir başka gürültüye saplanmak
/hadi dikişsiz bir yanlış olarak uğurlayın bedenimi
ak libaslarla yüzmesini bilmem
rüzgarlara kapılan kabusumu yönlendiremem
cevaplarımın sorularını hatırlatmayın
ayağa kalkacak gücü kendimden çalamam
sokaklar bitmeden susamam
hadi gözlerime ekmek banıp yiyin
sözlerimsiz kalacağınız zaman çatlayın
caddeden yuvarlanan harflerin arasından ilk adımı atın
tarım nehrince teninize kavuşamazmış hadi be ırmağı/
nihayet geçmişe bakıyorum.yangın her yeri kaplamış.yalazlarını yüzümde hissediyorum...
suavi kemal yazgıç
kırk gri hırka