« Önceki | Sonraki »

12/6/2009

şey

"dostlar uydururum hayali,mutluyumdur bu yüzden.."

ben onsekizimdeyken,onsekizini geçmiş ablalar abiler "ah biz o yaşlarımızdayken hiç geçmeyecek sanırdık yılları,deli dolu düşünmeden yaşardık,sanırdık ki hep onsekizimizde kalacağız..." derlerdi...geçen gün ben de başkalarına aynı cümleleri kurarken buldum kendimi..bir zoruma gitti bir zoruma gitti...

insan ne çabuk inanıyor bazı şeylere..herşeyin nasıl da hep yolunda gideceğini sanıyor...ya da ben mi böyleyim..dün şuşu da "hala aynısın yaa,iyimser arkadaşım benim" dedi...
insan hayatı uzaktan yaşarken aslında çok derininden yaşıyor..kemiklerine kadar...yakınlaşınca da basit geliyor herşey..basit mi..yok canım...hiç bir şey basit değil ki...

yani ben demek istemiştim ki,onsekizimi geçeli aylar yıllar geçmiş...ve elde sıfır gibi birşey durumum...o da iyi..eksi olmak da vardı...ya eksiyse de ben farkında değilsem..o da muhtemel...

şimdi herşey kocaman bir soru işareti şeklinde...bazen konuşuyoruz o koca çengellerle..seviyorum onları...kızmıyorum..acele etmiyorum çözülmeleri için...

ne vardı sanki bunca yorulup,herşeyi düğüm düğüm edecek..,
yurt tuttuğum uçurum kenarlarında papatyalar boy veriri mi bir gün?
yollar çekilir de bir köşeye her yer tek olur mu bir gün..
bilmiyorum...

"herşey anlaşılacak telaşem görünürse
zaten güzelim diye herkesin gözü bende
insana bir kuytuluk bile bırakmıyorlar
aynamla konuşayım buluşmadan az önce..."

a.yçil

aynalara hapsettiğim düttürüler...kelimeleri kayıp günlükler...mavisine çikolata sürdüğüm bebeler...

abim geldi...

25/5/2009

etiketsiz

"Neresi sıla bize, neresi gurbet
Yollar bize memleket.."

genelde dışarda okuyan genç kız problemidir kendini bir yere ait hissedememek.önceleri bin bir hayal kurarsın ay bir kazansam şu şehirde şu bölümü..kendime ait bir evim olsa..istediğim saat çıksam girsem..şunu yapsam bunu yapsam vesaire işte..acemi hayaller..(hayalin de acemisi oluyo iki gözüm baksana!)hesaba katılmaz hiç hasretlikler..her ay sana çaktırmadan faturaları ödemek için kuyruk bekleyen,alış verişe pazara giden,akşamları önüne sıcak aş koyan ananın kokusu hiç düşünülmez..
bunlar işin duygusal tarafı tabi..amacı ilim olan insan bi çok şeyi göze alarak düşer yollara..aklından zorun mu var diyenlere aldırmadan bir an bile içindeki o sıcacık aşk ile vurur kendini yollara..baş koyulmuştur artık..dönen ne olsun!!!
amacı ilim olan gibi ciddi bir laf ettim evet farkındayım..her yıl binlerce evlat anasının bağrından kopup soğuk otobüs koltuklarında ömür geçirmek üzere bilmediği şehirlere gidiyor..hiç gezinmediği sokaklar..yabancı yüzler..(gül kokusu olmayan sabahlar!)...peki neden?...kız çocukları hele...

"kendi ayakları üstünde durmak için tabii ki..iyi bir meslek sahibi olmak için..başka niye olcak..sonra ilerde kocanın eline mi bakcak..devir kötü devir kızııım..kimseye güven olmaz şimdi..elin oğlu,bigün güler öbür gün..."

midemi bulandırıyor bu çok bilmiş çıkarımlar tecrübeler gerçekler!..içim kapkaranlık oluyor bunları duydukça insanlardan..ömrünün baharındayken daha, güvensizlikten kötülükten bahseden tazeler akıl sınırlarıma sığmıyor..bazen dayanamıyorum..mücadele edemiyorum..
ya onlar haklıysa...ya gerçekten benim inandığım gerçek sandığım her şey yalansa..öyle yalnızım ki inandığım her şeyde...ne vazgeçmeye ne de devam etmeye güç bulamıyorum bazen...sonra güçsüzlüğümde güç bulmaya çalışıyorum mavi hırka gibi..

hem ne çıkar ...

"dönmek mümkün mü artık dönmek
yeniden yollara düşmek..."

4/5/2009

nerde

cicero ömrün uzun ya da kısa olması arasında bir fark görmüyor,

"bir ömür ,kısa da olsa iyi ve şerefli bir tarzda yaşamaya yetecek kadar uzundur"


diyordu...ona göre ölüm yeni bir hayattı ve uzun bir deniz yolculuğundan sonra karayı görenler gibi sevindirmeliydi insanı...

"
öyle bir ömür sürdüm ki dünyaya boşuna geldiğimi düşünemem, bu hayattan kendi evimden değilde bir misafirlikten ayrılıyormuş gibi ayrılıyorum..çünkü bize uzun uzadıya oturulacak bir yer değil , biraz durup geçeceğimiz bir uğrak verilmiştir."

...

bir dilenciyle aramdaki fark ne mesela..arabası mercedes olanla doğan marka olanın arasındaki fark nasıl bir şey..bunlar maddi ölçüler allah'ın katındaki tek ölçü "takva"dır  diyor içimin bilmiş kızı..tamam eyvallah...öyle de..

bu dünyadan sıyrılmak çok zor.."bu dünyadan sıyrılma zaten dengele"...tamam dengeliycem de...nasıl ama...taa kaç yıl önce cicero denilen bu adam bile dünyayı nasıl da çözümleyivermiş...ben niye yapamıyorum...
"bu tek başına yapabileceğin bir ŞEY değil zaten..büyüklerin var kitaplar var geçmiş var gelecek var..."
var da...neden hükümsüz hepsi de...
"orda durr stopp...ne hükümsüzü..kimmiş o..."
canı ne isterse ondan gayrısını yaşamaz insan..bir de kader denilen sır var...onu karıştırma..önce ne istediğini bil..karar ver..toz ol...evet..eninde sonunda toz olup gitcez...
...

bugün bana dedi ki..bulutların üstünde bir yaşantın olucak...
dedim ki
peki ya gerçekler..onlar nolcak..
dedi ki
kendini o kadar aşağılama lütfen..

haklı sanırım...

yani demek istedim ki,

güzeldim de galiba bunu nasıl söylesem:
eline sağlık Tanrım leyla çok güzel olmuş
Tanrım eline sağlık dünya da çok güzel olmuş
keşke biraz ölmesem.
 
i.t.

işte tam da böyle..

3/5/2009

üşengeç yağmurların ardından

25 mayıs kağıthane

yıllardır hep aynı ve garip rüyaları görmekten ne zaman kurtulacağım?
ne zaman yorumlanabilir bir rüyam olacak?

yok adam kırık civatasının parçasını arar ve bulursam onu bulmam karşılığında tabancasından çıkarıp bir mermi vereceğini söyler.yok efendim Ağrı dağına Topkapı sarayından tırmanılır.veyahut dağa tırmanırken dağ üzerime yıkılır.ya da yürürken sel gelir ve beni alıp bilmem ne camii yaptırma ve yaşatma derneğinin lokaline götürür.(üstelik yağmur yok.)

işte bu tip rüyaları sürekli görüyorum.hiçbir yorumu ve akıl erecek tarafı yok.rüya tabirleri kitabında benzerlerine bile rastlanmıyor.aklıma şöyle birşey geliyor;yoksa Salvador Dali ve Picasso'nun gerçeküstücülük akımını günümüzde benim rüyalarım mı temsil ediyor?
:)) (ilâhi be tenekeci)

en iyisi ben yinr rüyamda gördüğüm ihtiyar adamın bana salık verdiği "hiç görülmemiş rüyalar kılavuzu" kitabını vakit kaybetmeden aramaya koyulmalıyım.

bir keresinde de Eyfel kulesinden düşmüştüm ve utancımdan koşarak oradan uzaklaşmıştım...

ibrahim tenekeci üzgünlük

emile michel bir söyleşisinde bol bol yazın ve yazdıklarınızı mutlaka başkalarıyla paylaşın..bu kendinize olan güveninizi artırır...der
söylediğinde doğruluk payı olabilir..ki çoğalan blog sayfaları ve sayfaların içeriklerinin günlük tarzı yazılardan oluşmasından bunu anlayabiliriz..

üzgünlük de ibrahim tenekeci'nin günlüğü..bu günlüğü okuduktan sonra tenekeci'nin şiirlerini neden sevdiğimi bir kez daha anladım...
korkusuzluğu,ölümle konuşmaları,yalınlığı,gerçekleri şiir diliyle anlatabilme ustalığı...diye bir sürü neden işte...

"akıl git başımdan.."diyebilecek kadar şair yürekli biri tenekeci..şiir yazabilmenin ilk adımı değil mi aklı kovmak..şiir bir aşkınlık hâli..okudukça bulunduğu andan mekandan çıkaran insanı..akıldan ötesine seslenen..derinlerine...

şiir okumayalı çok zaman oldu..özlemim bana şiire dair laflar ettiriyor..haddimi aşmak derdinde değilim..

hiç görülmemiş rüyalar görmeyi istiyorum ben de...sonra o rüyaları dizinin dibinde yormayı...
ben bu ara çok şey istiyorum...
istemeyi veren allahım..isteklerimden ötürü beni utandırma lütfen..
amin...

"günler gelip geçti hiç direnmedim
suyu yıkayan allah,sulayan ormanları
öpüp başıma koyduğum gökyüzü kadar aziz
bağışladı bana,suskun olmayı."

i.t.