26/5/2009

koku


"olmaz.allah bu ayrımlar konusunda gayet açık olmamızı istiyor.yoksa ne haram diye bir şey olurdu,ne helal.şayet insanları cehennemle ürkütüp,cennetle teşvik etmeseydi,insanlık çığrından çıkar ,dünya feci bir yer haline gelirdi.korkutulmaya da ödüllendirilmeye de ihtiyacımız var"..

sert bir rüzgar esti bizden yana.kar taneleri havada rastgele savruldu.şems bana doğru bir adım atarak sırtımdaki şalı düzeltti;omuzlarımı örttü.o kadar yakınımdaydı ki,kokusunu içime çektim.sandal ağacı,misk-i amber ve yağmur sonrası toprak karışımıydı şemsin kokusu.

şems ,yarı müşfik yarı muzip yüzüme baktı.
"akıl ve mantığın hudutları gayet keskin olabilir.ama aşkta tüm sınırlar ve ayrımlar silikleşir" dedi...

semavi aşktan mı bahsediyordu,yoksa bir kadınla erkeğin dünyevi aşkından mı?belki de ikimizi kastediyordu?...sahi "biz" diye bir şey var mıydı ortada?...

kimya
konya ,ocak 1245

elif şafak,aşk...

18/2/2009

...

Kanıyor bir sevda
Şairin sayfalarında
Kanayan her sevda
defalarca neşter vurmak aynı yaraya

sevmek, ateşe talip olmaktır
boyun eğmek bir hançere

/gelin ey insanlar
gelin Yar’e sevildiğini bilme hakkını verelim /

Merhamet,
gülden yumuşak bir duruş
belki öylesine bir tebessüm

/Ey İsmail’in boğazındaki merhamet
Yahut serin bir ateş
Tüm yolcuları geri döndüren bir “ol” sadece/

bir yarin tufanı
sert bir nazar yahut kıvrımlı bir laf
bir yamacın kopup üzerine gelmesi gibi

/şimdi Mecnun hangi sahrayı yurt edinmekte?/

Kuvvetli bir susuş
Bir avuç kül, bir bedevi izi
Belki kimsesiz bir intihar sonunda

şiir, gözyaşlarıdır şairin
gözyaşı ise kalbi yumuşatır
yumuşak kalp
bir buseyle recm edilmek için vardır

/bir çöl bul kendine
belki sonra bir Leyla/

numan arıman